Keşfetme Adım#3 : Sınır Tanımayan Bir Atölye Tarifi




Bu hafta SERÇEV ile katılımcı tasarım sürecimizin en heyecanlı ve en keyifli aşamalarından birine başladık, çocuklarla çalışmaya! Çocuk dediğimize bakmayın, henüz reşit olmamışlarsa da, oldukça geniş bir yaş grubunu hedefledik.  

Serebral palsili çocukların dünyasını tüm renkleriyle onların gözünden anlayabilmek için kendi katılımcı iletişim atölyemizi kurguladık ve "Mikrofon Sende!" dedik. Etkinliğin başrolündeki çocuklar, serebral palsinin getirdiği bedensel ve zihinsel engellerden, hem farklı şekillerde hem de farklı seviyelerde etkilenebiliyorlar. Kimisi için engeli konuşma güçlüğü şeklinde kendini gösterebilirken, kimisinin motor becerileri kısıtlı olabiliyor. Ancak her insan için, potansiyelimiz, yapamadıklarımız yerine yapabildiklerimize odaklandığımızda ortaya çıkıyor. Bizler de şu soruyu sorduk: "Birlikte söz sahibi olacağımız bir iletişimi nasıl kurgulayabiliriz?"

Birlikte Tasarlamayı Öğrenmek...

Bu soruya yanıt ararken, eğitim alanındaki saha ziyaretinin bize verdiği ilhamdan yola çıktık. Yazdığı hikaye için matbaa arayışında olanlardan, burnuyla kod yazanlara kadar çocukların başarı hikayeleri bize doğru araçlar ve güven dolu bir ortam sağlandığında çocukların kafalarına koydukları her şeyi başarabileceğini göstermişti. Hem çocukların eğlenerek dahil olabileceği, hem de kolaylaştırıcı olması gereken araçlar tarafından kısıtlanmadan kendilerini ifade edebileceği bir metod tasarladık.

Kısaca bahsedecek olursak, atölyenin temel amacını yaşam deneyimlerini derlemek olarak tanımlayarak, Türkçe'ye 'üretken tasarım' ya da 'yaratıcı tasarım' olarak çevrilen 'generative design' yaklaşımı benimsedik. 'Nedir?' derseniz, bu yaklaşım tasarımın hedef kitlesinin tasarım sürecine dahil edilerek, hayal ettikleri deneyimi ifade edebilecekleri araçları sunmayı hedefliyor. Tüm bu süreçte başucu kitabımız olan BIS yayınlarından 'Convivial Toolbox - Generetive Research for the Front End Design' kitabını konunun meraklılarına tavsiye ediyoruz! 

Herkesin Söz Hakkı Var

Atölyeyi kurgularken ana hedefimiz, farklı engel gruplarının dahil olabileceği bir iletişim ortamı kurgularken, aynı zamanda çocuklarla çalışmanın olmazsa olmazı olan eğlence faktörünü unutmamaktı. Bu düşünce ile sağanak yağışlı beyin fırtınalarının ardından, tam teşekküllü bir gazete senaryosu oluşturduk. Çocukların araştırmacı gazeteci kimliği altında birbirleri ile röportajlar yapacağı, fotoğraf çekeceği ve haberlerinin düzenlemesini yapacağı bir akış belirledik.

Bu sayede çocukların hem yaşama dair düşüncelerini birbirleri ile özgürce paylaşabilmesini, hem de seslerini duyurabilecekleri bir alan yaratmayı hedefledik. Tüm bu kurguyu oluştururken ise SERÇEV ekibi her detayı bizimle beraber gözden geçirerek yol göstericimiz oldu. 

Kapsayıcı İletişimi Kurgulamak

Gururla söyleyebiliriz ki, bu atölye akışı şu ana kadar kurguladıklarımız arasında en detaylı olanıydı! Bütün bu akış içerisinde iki zorlu görevi başarmamız gerekiyordu: odaklanma süresi olan bir saat içerisinde röportajlardan manşetlere kadar gazeteyi oluşturmak ve farklı motor becerilere uyum sağlayabilmek. 

İlk atölye senaryomuzu oluşturduktan sonra; pürüzsüz bir akış için, çocukların birbirine sorabileceği örnek soruları hazırlamak, her bir aşamayı şablonlaştırmak, elle tutulacak materyalleri keçe ile birleştirerek kavramayı sağlamak gibi çok sayıda kolaylaştırıcı detay ekledik tarifimize. Bunlardan belki de en önemlisi ise, serebral palsili çocukların röportajların kayıt altına alınmasını sağlamaktı. Motor becerilerin değişkenliğini göz önüne aldığımızda, konuşurken kalemle not almak bir opsiyon değildi.

Bunun için, oluşturduğumuz ikili röportaj gruplarına gönüllü 'gazeteci asistanları' atayarak, kolaylaştırıcı ekibin yazı yazma işini üstlenmesini ve bunu yaparken senaryoya dahil olmasını amaçladık. Ancak, kolaylaştırıcı sayısını ne kadar artırırsak artıralım, her çocuğun röportaj yapabilecek seviyede konuşma becerisi olmayacaktı. Bu nedenle bir gazetedeki bütün rolleri kullanarak, kameranlık, editörlük gibi roller de tanımladık. Katılımcı grubumuz SERÇEV'in koro etkinliklerine düzenli olarak katıldığı için, bu rolleri derneğin desteğiyle önceden belirleyebildik.

Herkes için Oyunlaştırma

Gazete senaryosunun gerçekçilik dozunu artırmak için ise, kendimiz de hazırlarken bir o kadar eğlendiğimiz detaylar düşündük. Atölye başında her çocuğa 'cool' bir gazeteci gözlüğü vererek rollerine bürünmelerini hedefledik. Atölye değerlendirmesini ise, bir projeksiyon cihazı araclığıyla, çocukların canlı yayında demeç vereceği bir senaryo ile tasarladık. 

Son aşamamız ise her atölyenin olmazsa olmazlarından olan ısınma etkinliği idi. Bu sefer daha önce çalıştığımız gruplardan çok daha özel gereklilikleri olan bir grupla çalıştığımız için halihazırdaki repertuarımıza baktığımızda, yeni bir ısınma etkinliğine ihtiyacımız olduğunu gördük. Koro ekibinin müzik sevgisinden yola çıkarak, herkesin kendi seçtiği bir hareketle müziğe eşlik edebileceği bir ısınma etkinliği kurguladık. Müziğin türünü değiştirerek, hareketleri de değiştirdiğimiz bir akış ile, tüm çocukların kendi motor becerilerine göre eşit katılımlarını sağlamayı hedefledik.

Hazırlık sürecimizin son aşamasında, tasarladığımız yaratıcı süreci, kapsayıcı tasarım yaklaşımını benimseyerek şablon materyaller ile destekledik. Haberlerin gazeteye için bir araya getirilmesinde yapıştırıcısız çözümlerden, materyallerin elle kavranabilmesi, aksesuarların bedene uyumuna kadar bir çok detayı bu noktada yeniden ve yeniden tasarlayarak malzeme kitimizi oluşturduk.

Hiçbir Zaman Herşey 'Yolunda' Gitmez ki...

Tüm bu atölye paketini oluştururken, sürekli yeni şeyler öğrenmemiz gereken bir süreç geçirdik. Her şeyin planlandığı gibi gideceğini (ne zaman öyle olur ki?) umut etmek yerine, ekibin beklemediklerimize uyum sağlama yeteneğine güvendik diyebiliriz. Nitekim yaptığımız keşiflerin en değerlileri de kimi zaman bu 'yolunda gitmeyen' sürprizlerde saklı oluyor... Tüm bu süreçte, bizim için en kolaylaştırıcı olan ise, benzeri olmayan ve deneysel bir keşfe dayanan bu süreçte SERÇEV Derneği'nin açık fikirlilik ve güvenle bizi her anlamda destekliyor olmasıydı. Başarılı bir atölyenin, bu alandaki benzer çalışmalara örnek oluşturma potansiyeli ise bizi en çok heyecanlandıran şey. 

Çocukların dünyası sürprizlerle dolu... Onların dünyasında neler keşfedeceğimizi merakla bekliyoruz!


Yorum yap