Geleceği resmederken, bugüne odaklanmak


Yaşadığımız dünya, her ne kadar biz düzen içinde var olduğuna inansak da, aynı bizim gibi yaşayan bir metabolizmaya sahip. Ve yine aynı bizim gibi, içerisinde devamlı, yok olan ve yeniden doğan şeyleri barındırıyor.

Sürekli bir değişim içerisinde olan böyle bir dünyaya kalıcı çözümler ürettiğimize inanmaksa, sürekli devinim halinde olduğumuz düşünürsek çok da mümkün görünmüyor. Hatta öyle ki, hep birlikte hiç kimsenin istemediği çözümler yaratıyoruz

Peki neden bunu yapıyoruz?

İnsan doğası ve dünyanın çalışma biçimi birbirlerine bu kadar benzerken, hatta belki de aynı iken, neden kendimize uzak olan şeyleri sürdürmeye devam ediyoruz?

Şimdi bu karamsar tabloyu bir kenara bırakalım. Hani bazen içimizde hep hissettiğimiz ancak nasıl ulaşacağınız bilmediğimiz bir gelecek hayali vardır. Ve ona giden yolu oluştururken, önce eski deneyimlerimize bakarız. Ne çalışmış, ne çalışmamış?  Resme daha büyük yerden bakıp, bu daha öncesinde işleyen ve işlemeyen her şeyi bu resmin içine oturtur, sonra da içimizdeki hayalin küçük bir yerinde tam da tatmin olmayarak yetiniriz.

Otto Scharmer, tam da neden böyle olduğumuzun incelemesini U teorisi(U theory) üzerinden yapıyor. U teorisi,  birbirimize, sisteme ve kendimize nasıl bağlı olduğumuzu inceleyen bir değişim teori. Belki de teori demek hafif kaçabilir. Çünkü U teorisi yaşayan çözümler üreten pek çok topluluk tarafından çoktan hayata geçirilmiş durumda.

U teorisi, farklı kurumlar, düşünceler veya topluluklardan pek çok bireyi ve grubu bir araya getirerek, geçmiş deneyimlerden çok bugünün durumlarını görmemize yarayacak bir değişim süreci. 7 hafta boyunca, MIT U’ Lab tarafından geliştirilen, yaşayan prototipleme yöntemleri ile bulunduğumuz bölgedeki bir soruna karşılık gelebilecek çözüm arayışına ulaşabilme fırsatını bize sunuyor.  Bu süreçteki ana vurguysa, toplumsal değişime giden yolda, ilk önce kendini değiştirmekten geçiyor. Açık fikirlilik, açık yüreklilik ve açık istek çözüme giden yolda en çok vurgulanan deneyim süreci.

 

 

Global Citizens Ankara

Bu teorinin dalgaları ise şimdiden Türkiye’ye de yayılmış durumda. Geçtiğimiz haftalarda Ankara’da Joon’un da aralarında bulunduğu bir grupla beraber, ülkesinden savaş sebebiyle ayrılmak zorunda kalan insanlara yeni bir destek mekanizması kurgulayabilmek adına hükümetler, şirketler ve sivil toplum dahil pek çok paydaşı harekete geçirmek kollarımızı sıvadık.

Global Citizens Ankara

3 boyutlu haritalandırma

U lab in yöntemlerinden ilki olan 3 boyutlu haritalandırma yöntemi sürece başlamak için ilk adımımız oldu. Bu yöntemle, yerinden olma halinin farklı sistemlerle olan ilişkisini 3 boyutlu bir şekilde ortaya döktük. Bu haritayla, bizi geçmişe, deneyimlerimize ve yargılarımıza çok bağlamayan, daha ziyade var olanın gösterdiği sonuçları ve ilişkileri doğrudan bir harita üzerinden yorumlayabileceğimiz bir alan yaratmış olması. Yaratılan bu alanın farklı uçlarından bakarak, haritanın yarattığı hisler, temel karışıklıklar, engeller ve aynı yukarıda anlattığımız gibi, bir yaşayan sistem olarak neyin sona erdiğini ve bu sona erişle neyin başlayacağını dökümante ettik.

 

 

İkinci aşamasında ise, bu sona eriş ve başlangıcın ışığında, doğacak olan geleceği aynı harita üzerinde yeniden organize ettik. Bu organizasyon sayesinde iki sistem arasındaki temel yapısal değişimleri, müdahale alanlarını ve bu geleceği oluşturmak adına alınacak aksiyonları belirledik.

 

 

Bu sürecin hemen ardından, dünyanın dört bir yanında aynı süreci deneyimleyen pek çok insanla online bir görüşmeye girerek farklı ülkelerde, farklı çözüm alanlarına, aynı yöntemle yeni bakış açıları geliştiren insanların deneyimlerini paylaştık. Bizim katıldığımız online görüşme odasında tam 191 kişi vardı. Tayvan’da ve Çin’de bir grup evde bakım servislerini daha iyi hale getirebilmek için, Almanya’da bir grup acil durumlarda etkili müdahale çözümleri geliştirebilmek için, Paraguay’daki bir grupsa Farkındalık (mindfullness) anlarının ülkeye yayabilmek için bu yöntemi uygulamışlardı.

Yani dünyanın farklı yerlerinde, bir şeyleri kendine dert edinmiş insanlar vardı. Ve çözmek için uğraşıyorlardı.

Süreç boyuncaki en etkileyici şey ise, farkındalığımızın bu denli yüksek olduğunu düşündüğümüz bir alanda, bizi yepyeni ilişkiler ve gerçekliklerle karşılaştıran ve çözüm yollarının her zamankinden daha açık bir yöntem önerisi oldu.

Önümüzdeki günlerde, 2. aşama olan 4 boyutlu haritalandırma yöntemi ile konuyu tartışma biçimlerinize farklı bir açıdan devam edeceğiz.

Bizi beklerken, siz de kendi bulunduğunuz yerde bir sorunu çözmek için yanıp tutuşuyorsanız, U teoriye göz atmak güzel bir fırsat olabilir. Ya da önce bizden dinleyip, yaşayacaklarımıza yakından şahit olabilirsiniz!


Yorum yap